diyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
diyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Ekim 2018 Çarşamba

Olumcul Tehlikedeki 2 Fistik Ezmesi Turu



Evvelki gun yaptigim Ingilizce paylasimin Turkce mealini de buradan paylasayim.
Marketlerden alip severek tukettiginiz, muptelasi oldugunuz findik ezmeleri ve findik kremalari var (Nutella, Sarelle, Chokella, Bifarella, Peripella ve daha nice komik isimdeki urun).

Bir de saglikli beslenmeye daha merakli olanlarin ve sporcularin tercih ettigi yer fistigi ezmeleri var. Konumuz tam da bunlar. Hepsi birbirine benzese de yer fistigi ezmelerini 3 gruba ayirmaliyiz.

1) Siradan Yer Fistigi Ezmesi

2) Dogal Yer Fistigi Ezmesi

3) Gercek Yer Fistigi Ezmesi

Dogal ve gercek birbirine yakin kavramlar olsa da hedefine aldigi bilincsiz tuketiciyi sadece dolandirmayip, ayni zamanda da kendi parasiyla zehirleten ureticilerin basvurduklari bir kelime oyunu.

1) Siradan Yer Fistigi Ezmesi

Fiyat olarak en ucuzlaridir. Icinde %70 oraninda (vauvv, ne cok!) yer fistigi vardir. Bu da kalan %30'unun buyuk bir kisminin zehir (halk diliyle beyaz, rafine, sofra sekeri) ve bazi markalarda bir miktar peyniralti suyu tozu (Ingilizcesi Whey. sizi protein oranina odaklandirirken, diger yandan kokainle ayni etkiye sahip sekilde bagimlilik yapar)

Siradan yer fistigi ezmelerinde, hidrojene bitkisel yag vardir, ki bu cogunlukla soya fasulyesinden uretilmis yag kullanilir. Elbette soyanin en kalitesizi, en sagliksizi kullanilir. Peki bunun ne zarari vardir? Sagliksiz olan Soya, fito-ostrojenler yonunden zengindir. Bu soz sizi yaniltmasin. Fito-ostrojen demek, kadinlarda da bulunan testosteronu en alt seviyeye indirir, erkeklerde de bulunan ostrojeni yukseltir. Bu, hem kuvvetinizi yarisina indirir, hem de yag yakabilme yeteneginizi durdurdugu gibi, yag depolamanizi artirir.

Tek sorun bu degildir. Ikinci sorun ise, hidrojene edilme islemindedir. Bu islemde hidrojen, yapay bir sekilde karisima eklenir, ki bu da onu trans-yag yapar. Hepimiz trans yaglarin kotu oldugunu ve inek sutunde az bir miktar bulunma istisnasi disinda dogal olarak var olmayan bir zehir oldugunu biliyoruz.
Trans yaglar vucudumuzda kotu bir sekilde metabolize olurlar. Atardamarlarinizi berbat etmekten baska zararlari da vardir. Nasil?

Normal bir yagin vucudumuzda tamamiyle yikima ugramaya baslamasi 18 gun alir. Ornegin bir kist yagi (basitce bir digliseritse, hatta bir monogliseritse), bu surede yikim baslayacaktir fakat bir trans yag, kaydadeger oranda daha yavas bir sekilde yikima ugrar. Trans yagin yarisinin vucutta yikima ugramasi bile 51 gun alir.

Trans yaglar, vucudun yag yakabilmesini saglayan enzimatik islevleri durdurur.


2) Dogal Yer Fistigi Ezmesi

Az bilincli tuketiciyi hedef alan urunlerdir. On yuzunde bazen kocaman puntoyla yazan "dogal" kelimesi ile alicisini aldatir.
Halbuki okumaniz gereken on yuzu degil, arkasinda kucuk harflerle yazilmis olan icindekiler listesidir.
Hidrojene yag icermedikleri icin siradan olanlara gore daha iyilerdir fakat bolca seker icerirler. Ayni zamanda palm yagi da icerirler. Saglikli olarak bilinen palm yaginda sorun, rafine edilmesi sonucu ortaya cikar. Dogal halinde zararli olmayan palm yagi, rafine edildiginde Karsinojen (Kanser yapici) hale gelir ve bu birinci sorundur. Diger sorun ise palm yagini rafine edilme islemiyle birlestirdigimizde, glisidil yagli asit esterleri (hem karsinojen, hem de genotoksik) olusturmus oluyoruz.

Genotoksik, DNA ve RNA'nizi, yani genlerinizi bozabilen zehir demektir. Ozetle genlerini bozmaniz icin meslek olarak kaynakciligi secmeniz gerekmiyor, rafine edilmis palm yagi iceren paketli urunler tuketmeye devam etmeniz genlerinizi bozmanizi garantilemeye yetecektir.

Bitti mi? Hayir. Bir sorun da, mono ve digliserit (gliserine baglanmis tek veya cift yag asidi) icermeleridir. Bu da, doktorlarin takibinde oldugu, cok artmasini istemedigi trigliseride bir adim uzaklikta demektir. Amerikan Gida Sagligi Dairesi bile trans yagdan bir adim uzakta olan bu mono ve digliseritleri yasaklamiyor.

3) Gercek Yer Fistigi Ezmesi

Icinde sadece yer fistigi ve tuz vardir.


Peki neyi tuketmeliyiz? 3 secenek sunayim;

1) Benim Turk piyasasinda onca marka arasindan bildigim ve guvenerek alabilecegimi gordugum sadece 2 marka var;
a) Fit-nut
b) City Farm organik fistik ezmesi



2) Kendi uretimini yapip instagram uzerinden satis yapan tanidigim 3 kosucu arkadasim var. Saniyorum #fistikezmesi hashtag'i ile 3'une de ulasabilirsiniz.

3) En ustte fotografini paylastigim kendi yaptigim ezme gibi evde kendiniz de yapabilirsiniz.

Sporcularim asla sadece kisisellestirilmis bir antrenman programi edinmiyor, ayni zamanda beslenme konusunda da bilgilenip, bilincli beslenen sporcular haline geliyorlar.
Diger makalelerim icin tiklayin.

Antrenor ve 2:44 Maratoncu Fatih Buzgan




10 Ekim 2016 Pazartesi

Antrenörden Verim Almanin Yollari

19 yillik vejetaryen olan, yogun calisma programina sahip iş adami olmasina ragmen, kendisine yazdigim programlarla Half-Ironman tamamlamis, 80km ultramaraton kosup kursuye cikmis sporcum ve dostum Bugrahan Akcay.

Son yillarda kaliteli sporlara giderek artan ilgiyle, "kisisel antrenör" mesleginin de var oldugu az sayidaki arastirmaci sporcu tarafindan fark ediliyor ve bu meslekte hizmet veren sayisi da (ozellikle kaliteli hizmet veren sayisi) cok yavas da olsa her yil artiyor. Peki, simdiye kadar alistiginiz spor salonu uyeliginizden ayrilip, kisisel antrenorle calismaya basladiginiz icin alacaginiz verim daha iyi olacak mi? Iste bu yazimin konusu da tam bu soruyu cevaplayacak. Okumaya devam edin.

16 yil aradan sonra sifirdan isleyerek 2:57 maraton ve 1:22 yari maraton kosabilecek seviyeye getirdigimiz sporcum ve dostum Umit Ergun

Ister kisisel antrenörunuz ben olayim, isterse baska birisi olsun, her kisisel antrenörle calisan sporcu icin gecerli olan "Antrenörden Verim Almanin Yollari"na madde madde degineyim;

1) Kisisel Basari Istegi: Gelismeyi kendiniz istemezseniz, dunyanin en iyi antrenöruyle de calissaniz sonuc alamazsiniz. Daha yaygin karsilasilan bir ornegi paylasayim; Bir kanser hastasi, dunyanin en iyi doktorlarina da baktirilsa, butun akraba ve cevresindekiler onun iyilesmesi icin her seyi yapsa da, hastanin kendisi iyilesmeyi istemiyorsa, hastaligini yenemez. Esiniz, sizin adiniza kilo vermeniz icin size antrenor tutarsa ve siz hala kilo vermeye dair herhangi bir istek icine girmiyorsaniz, o kadar emek de para da bosa harcanmis olur.

10km seviyesinden 43km Arazi Maratonunu tamamlayabilme seviyesine ulastirdigimiz degerli sporcum, Yoga egitmeni Cumhure Alkan

2) Kendine Inanmak: Bu zor bir konudur. Maalesef geleneksel (degisime kapali) kulturumuz geregi, istisnasiz hepimiz, "yapma-etme-yapamazsin" olumsuzluk ekleriyle donatilmis kelimeleri, ailenin her bir uyesi ve okuldaki ogretmenlerimiz, sokaktaki arkadaslarimiz tarafindan binlerce defa duyariz. Karakterimiz ne kadar guclu olursa olsun, bu kadar asiri sayida tekrar edilen olumsuz ve sinirlandirici bilgi, cocuklugumuzdan itibaren karakterimize ve dolayisiyla dusuncemizle, hareketlerimize isler, kemiklesir. Kilitlenmis, yetileri koreltilmis bireyler olarak standart/sıkıcı bir pozisyonda kalabaligin icinde yerimizi aliriz. Spor ise, kendini yenilemektir, kendini gelistirmek, gecmek, kesfetmektir. Kendini kesfetmemis, yetilerinden bihaber olan birine 6-12 ay sonra 42.195 metreyi yurumeden kosarak tamamlayabilecegini soylediginizde size sadece guler, hatta bu siradisi bilgiyi onunla paylasmaniz, sizin onun nezdinde hayalci ve guvenilmez birisi halini almaniza bile sebep olabilir. Halbuki bu tecrubeyi hem kendinizde, hem de cevrenizdeki sporcularda, sporcularinizda defalarca
edinmis olarak kanitlanmis bilgiyle ona bu gercegi paylasirken tum bunlar yasanabilir! Halen gecerli olan atasozlerimizden biri, bu durumu guzelce ozetliyor; "Inanmak, basarmanin yarisidir". Once siz, kendinize ve hedefinizi yapabileceginize inanmalisiniz.

Hic aklinda yokken, kilo ve eklem agrilari gecmisi varken kendisine yazdigim programla 43km arazi maratonu tamamlamis sporcum Lutfi Dokundu

3) Antrenörunuze Inanmak: Eger kendinize inaniyor fakat antrenorunuze inanmiyorsaniz, sizin icin belirledigi hedefler gercekci gelmiyorsa, onun bilgi ve tecrube seviyesini yeterli bulmuyorsaniz, hic bir gelisim beklemeyin. Oldugunuz yerde sayarsiniz. Bu yuzden bir antrenorle calismaya baslamadan once onu yeterince tanimak, kendisinden hakkinda bilgi vermesini istemek, aklinizdaki soru isaretlerini programa ya da beraber calismaya baslamadan cevaplamak, somut adimlar atip hedefinize yaklasabilmeniz icin gereklidir. Antrenorune inanmayip da, disiplinle calismaya devam eden basarili bir sporcu dunyada gorulmemistir.

2.5 ayda 9 kilo fazlasindan kurtarip, sifirdan 42.2km tam maratona hazirladigimiz 42.2km kosmus sporcum Ozgur Ak

4) Antrenörle Surekli Iletisimde Olmak: Herkesin iletisim yetenegi veya tercihi ayni degil elbette. Heyecanla antrenman programi alip bir daha hic bir zaman kendinden haber alinmayan sporcu da var, her gun birkac defa size ulasip aklindaki sorulari antrenman programi suresi boyunca size yoneltip duzenli iletisim icinde olan sporcu da var. Tabi, herkesin iletisim icin ayirabildigi sure de farklidir. Buna ek olarak, sporcunun bilgi ve tecrube seviyesi de iletisim sıklığını belirleyen bir baska etkendir. Her halukarda kisisel antrenorunuzle duzenli iletisimde olmaniz, hem istek, disiplin, inanc seviyenize
dair bilgi saglayacaktir, hem bu konularda eksiginiz varsa antrenorunuz size gec kalmadan yardimci olabilir, hem de ne kadar dogru/istenilen yolda oldugunuzun analizinin antrenorunuzce yapilmasina musaade eder.

Aktif sportif gecmisine ek olarak, en cok kursu basarisini beraber calismaya basladiktan sonra elde eden, hic triatlon tecrubesi yokken dunyanin en zor parkurlarindan birinde Half-Ironman tamamlattigimiz, 4km'den Yari maratona kadar her yarisinda derece aldirdigim sporcum L.Perry

5) Antrenöre Kuma Getirmemek: Nukteci alt basligima bakmayin, cok onemli bir konudur. Bir antrenorle calisirken, seviyesi ne olursa olsun, ayni branstaki baska bir antrenorle daha calismak veya ikisinin de dediklerini yapmaya calismak hem faydali degildir, hem de tehlikeli sonuclar dogurabilir. Gorsel hale getirecek bir ornek vereyim; Ufacik bir sandalin icinde 3 kisisiniz, sadece sizde kurek var ve okyanusun ortasindasiniz. Sizin denizcilige dair hicbir tecrubeniz yok veya boyle bir kosulda kendinizi karaya ulastirabilecek kadar tecrubeye sahip degilsiniz. Sandaldaki diger iki kisi de sizden daha tecrubeli olan antrenorler diyelim. Biri diyor ki, "adaya bu yoldan gidelim", digerine sorarsaniz, "hayir, adaya su yoldan gidelim, daha kisa" diyor. Iste orada ikilemde kalirsiniz, emin olmadan kurek cekerseniz, bosa kurek cekmis olabilirsiniz. Bu duruma uyan kanitlanmis bir atasozunu paylasayim; "Dereyi gecerken at degistirilmez", cunku dusersiniz, islanirsiniz, sakatlanip bogulabilirsiniz. Elbette cevrenizde bilgi sahibi olarak dusundugunuz herkesin gorusunu alabilirsiniz, hatta bu farkli gorusleri antrenorunuze iletip onun bu konulardaki yorumlarini da alabilirsiniz ve bu faydali da olur. Ancak, antrenorunuzden habersiz, bir baska antrenorle daha calismak, ayni anda birbirinden habersiz 2 doktora da tedavi olmak icin gitmek gibidir ve sonuc husran olabilir.

Dogustan asiri yuksek nabizli ve yemeyi cok seven sporcuma ozel yazdigim programla dag bisikletiyle tek seferde 180km surusler yapip kilo derdi olmadan diledigini yiyebilme firsatini sunduk


6) Geribildirim: Ticari amacin 2.planda oldugu sekilde idealist yaklasimla calisan her antrenorun istedigi sey, sporcusunun/sporcularinin daima geribildirim vermesidir. Ozellikle de beraber calismaya baslanan ilk zamanlarda geribildirim cok seyi degistirebilir. Antrenorunuzun tam size uygun oldugunu dusunerek yazdigi bir program, aslinda sizin ona soylemeyi atladiginiz, unuttugunuz bir detay sebebiyle size uymamis olabilir. Nasil olsa "bu program benim icin yazildi, kendimi zorlayip yapmaliyim" veya "Program cok kolaymis yahu, ben bunun gibi bir antrenman daha yaparim, hocaya da soylemem, ona iyi bir dereceyle surpriz yaparim" gibi kisisel dusunceler sonucu antrenorden bagimsiz hareket edip denemeler yapilirsa, o kadar zaman ve emek bosa gidebilir. Gercek bir antrenor, daima sporcusunun geribildirimini takdir eder, cunku ne kadar bilgi, o kadar net bir ufuk ve genis bakis acisi demektir ve sonraki dogru adimlar icin somut veri saglar. Bir antrenman esnasinda bacaginiz, kalcaniz, kalbiniz agriyorsa, bunu gec kalmadan antrenorunuzle paylasmalisiniz. Bir tempo antrenmani size cok kolay geldiyse, bunu hemen antrenorunuze iletmelisiniz. Almakta oldugunuz veya almaniz gerekecek olan bir ilaci, antrenorunuz mutlaka bilmelidir.

Yari maratonunu 1:50 seviyesinden 1:36'ya kadar gelistirdigimiz sporcum Op.Dr. Lutfi Postalci

7) Insiyatif Kullanmamak: Bir sporcu/birey neden bir kisisel antrenorle calisir? Kendisinden o konuda daha tecrubeli, egitimli, donanimli birinin, kendisine ve hedefine ozel program yazmasi, talep ettigi taktirde bunu takip edip analizini yapmasi, gerektigi durumlarda onerilerde bulunmasi icin. Eger o gun bizim icin cok onemli bir antrenmani bir sebepten yapamayip, ertesi gunku antrenmanla birlestirir veya onun yerine yaparsak, her sey degisir ve sakatlanip aylarca spordan mahrum kalabilirsiniz. Iste bu yuzden kisisel inisiyatif kullanip risk almak yerine, antrenorle iletisime gecip, onun gorusune basvurmak bizi istedigimiz sonuca daha da yaklastiracaktir.

Subat 2016'da sifirdan kosuyla tanistirip 8 ayda Gelibolu gibi asiri sicak ve yokuslu ortamda 42.2km tam maraton kosabilecek hale getirdigimiz ve kupa sahibi sporcum S.I.


Hepinize saglikli, spor dolu gunler diliyorum.
Online Kisisel Antrenor, 2:44 Maratoncu, Half-Ironman Fatih Buzgan
http://www.fatihbuzgan.com

27 Mayıs 2015 Çarşamba

Spor Salonları Neden Kilo Verdirmiyor?



Bir çoğumuz her yıl yaz mevsimi yaklaştığında daha ince kıyafetler giydikçe, kışın ne kadar fazla kilo (yağ) aldığımızı fark ederiz ve kendini seven ve sevmek isteyen bireyler, bu aldıkları fazla yağı kaybetmek isterler. Bunun için çoğunluk, kalabalığı takip ederek kapalı spor salonlarına üye olurlar ve ne işe yaradığını bilmedikleri onlarca aletin bulunduğu bu salonlarda etrafındaki diğer üyeleri izleyerek onları yaptıklarını uygulamaya çalışıp kendilerince verim almayı beklerler.

Zaten 8-10-12 saat gibi günümüzün yarısına yakın zamanını iş yerlerimizde, dört duvar arasında, temiz havadan ve direkt gün ışığından mahrum geçirmişken, bizleri “konfor seviyesinden” çıkartıp efor göstermemiz beklenen bu kapalı spor salonlarına, kısa bir süre sonra ayaklarımız geri geri gitmeye başlarız.


Bunun sebepleri arasında;
1) Hedefimizin net olmaması (Kilo vermek net bir hedef değildir, 3kg vermek biraz nettir, 2kg yağ kaybetmek, 1kg kas kazanmak nettir. Kalçayı inceltmek net bir hedef değildir, kalçayı 4cm inceltmek nettir vb.)


2) Hedefimizi netleştirebilsek dahi bunun için bir hareket planımızın olmaması (Bir spor salonuna girdiniz, önünüzde 25 farklı türde alet var, hangisi ile ne kadar süre, kaç tekrar,

sağlayacak bilmiyorken, sadece size ritmi hoş gelen ve size kolay gelen ağırlığı varsa kaç kg ayarında çalışmanız size hedefinizi elde etmenizi kaybına, moral bozulmasına ve hatta sakatlığa bile sebep olabilir.) aletlere yönelirsiniz. Bu da hareket planınızın olmadığını gösterir, vakit kaybına, moral bozulmasına ve hatta sakatlığa bile sebep olabilir.)




3) Hedefimiz net, bir şekilde (internette araştırarak, arkadaşlara sorarak, bir antrenöre denk gelerek) hareket planı da bulduk diyelim. Uygulamamız doğru mu acaba? Eğer sizi hedefe götürecek hareket ve çalışmaları yanlış uygulamaktaysanız ve bunu gözlemleyip, analizini yapıp, size zamanında geribildirim ile gerekli bilgi ve uyarıyı yapabilecek kimse yoksa yine verimsiz bir zaman kaybı ve hatta yine sakatlık ihtimali ile karşı karşıyasınız demektir.



4) Spor salonlarına herkesin gidiş amacı aynı değildir. Bazısı kas yapmak, bazısı yağ kaybetmek, bazısı stres atmak (ama ne yolla olursa olsun!), bazısı vakit öldürmek, bazısı

Maalesef çoğunluğu oluşturan grup, ilk ikisi dışında kalan gruptur ve bu sosyalleşmek, bazısı ise flört partneri bulmak amacıyla salonlara gider. sizin dikkatinizi dağıtırlar ve sonuç olarak hedefinizden uzaklaştırıp bunu türdeki insanlar, spor salonlarında ya sizin değerli vaktinizi çalarlar, ya gerçekleştirememenize sebep olurlar.

Sadece 4 maddede özet olarak açıkladığım bu sebepler yüzünden “yüzbinlerce” insan, boşuna zaman ve para kaybedip spordan uzaklaşmaktadır. Kardiyo sporları söz konusu

olduğunda spor salonları, 1/1000 gibi çok azınlıkta bir kitlenin hedefine doğru yoldan, zamanında, verimli bir şekilde ulaşmasına olanak sağlayan ticari dışarıda hava 0 derece ve hasta olma ihtimaliniz var veya o gün önemli bir kurumlardır. Mutlaka faydasının görülebileceği durumlar olabilir; 
Mesela neredeyse hiç yokuş yok ve spor salonunuzda %15 eğime ayarlayıp koşabileceğiniz

antrenmanınız var ve gün boyu sağanak yağmur devam ediyor, oturduğunuz şehirde
bunun için ağırlık dirençli çalışabileceğiniz aletlere ihtiyacınız var. Bu gibi
bir koşu bandı var ya da karın güçlendirme çalışmaları yapmanız gerekiyor ve
güçlendireceğiniz kardiyo sporları için spor salonları, yanlış ortamlardır.
spesifik durumlarda spor salonu ihtiyacınızı kısa süreli olarak karşılayabilir fakat
dediğim gibi, yağ yakıp, zindelik kazanacağınız, kalp kaslarınızı

Peki, nasıl yağ yakacağız, nasıl kardiyo yapacağız, nerede yapmalıyız?




Ortam: Açık Hava (Toprak koşu alanları, dağ arazileri, tartan koşu pistleri, düzgün asfalt yollar)

Nasıl: Mevcut kondüsyonel kapasitenize, koşullarınıza ve hedefinize göre uygun bir program (hareket planı) ile. Tüm bunları doğru yaptığımızdan nasıl emin olacağız? Hareket planımızı en doğru şekilde nasıl belirleriz? Kendimize uygun programı doğru uyguladığımızı nasıl bileceğiz?


İşte bu soruların tamamı için var olan bir meslek grubu bulunuyor; Kişisel Antrenörlük.

Kişisel Antrenör, adı üstünde kişiye özel program yazabilen, hedef belirlemede yardımcı olan, çalıştırdığı sporcusunu en yakından tanıyan kişi olan, uzakta olsa dahi yanındaymış gibi

tecrübeli, güçlü referansları olan eğitimcidir. sporcusuna faydalı olacak şekilde çalışan, kendisini yetiştirmiş, konusunda tecrübeli, güçlü referansları olan eğitimcidir.


Kişisel antrenörler, talep olduğunda grupları da çalıştırabilir ve elbette grupları çalıştırırken de grubun her bir üyesini ayrı ayrı birey olarak değerlendirip yine her birinin kişisel antrenörü

olmuş olur.
2008 yılından bu yana yapmakta olduğum kişisel antrenörlüğümde birbirinden farklı profile sahip birçok sporcu ile çalışma fırsatı buldum. Her biri ile ayrı ayrı güzel başarı yolculuklarımız

ve bundan doğan dostluklarımız oldu. İçinde mutlaka ticari bir yön olsa da, tanışıp, onlara geç kalmadan faydalı olmak, sporun ömür boyu yapılabilecek dostluk, iyi niyet ve empati yönü daima daha önce geldi. Yeni sporcularımla da olduğunu ve kendi sınırlarını keşfedebilecekleri yolculuklarında en büyük destekçileri olduğumu göstermek için sabırsızlanıyorum.)

Bunun için http://www.fatihbuzgan.com web siteme “bilgisayarınızdan/tabletinizden” girip, inceleyip, iletişim bölümünden bana e-posta göndermeniz yeterli olacaktır.

Not: 25 yılı aşkın süredir sporun içinde olduğumdan, çevremde spor salonu sahibi olan,

işletmecisi/yöneticisi olan, spor salonunda antrenörlük yapan, daimi üyesi olan türlerinin, üye türlerinin, antrenör türlerinin dışında kalan idealist, işini arkadaşlarım dostlarım da bulunuyor ve yukarıda yazdığım spor salonu olması gerektiği gibi yapan, başarılı birçok yönetici, antrenör ve üye de bulunuyor. Kendilerini tenzih ediyorum ve yanlış yolda olanlara örnek olmaya devam ettikleri için teşekkür ediyorum.

Fatih Buzgan – Online Kişisel Antrenör – 2:45 Maratoncu


Diğer faydalı makalelerim için tıklayın: http://fatihbuzgan.blogspot.com