5 Ağustos 2016 Cuma

Strava Beacon ile Antrenmanlar Daha Güvenli



Birçok özelliğiyle her seviyedeki sporcunun faydalanıp kendini geliştirme fırsatı bulduğu sportif faaliyet kayıt ortamı strava, faydalı özelliklerine bir yenisini ekledi; BEACON.

Yılın en iyi hizmet buluşu diyebileceğim Beacon, strava premium hesabına sahip sporcuların, antrenman esnasındaki konumlarını, hesap sahibinin (strava'ya kayıtlı sporcunun) belirlediği 3 kişiyle gerçek zamanlı olarak paylaşıyor. Mesela koşuyorsunuz veya bisiklete biniyorsunuz. İster atrenman, ister gezi/keşif amaçlı bir etkinlik olsun, bu süreçte başınıza her şey gelebilir ve Beacon, siz sporunuzu yaparken konumunuzu 3 kişiye eş zamanlı olarak paylaşıp, böylece

1) Sizi seven insanların (arkadaş, dost, eş, akraba, antrenör, çocuk vb.) nerede olduğunuzu bilip içlerinin rahat olmasını,
2) Başınıza bir şey geldiğinde, belirlediğiniz bu 3 kişinin haberdar edilip size yardım ulaştırmalarını sağlayabiliyorsunuz.



Beacon özelliğini kullanabilmeniz için sadece Strava premium (paralı) hesap sahibi olup, sporunuzu yaparken akıllı telefonunuza yüklediğiniz strava programını ve beacon özelliğini açık tutmanız yeterli.

Sizin konumunuzun paylaşılacağı 3 kişinin ise, strava üyesi olup olmaması önemli değil. 70 yaşındaki anne babanızın strava kullanmasını kimse beklemiyor :) Bu 3 kişi ister, adres defterinizde kayıtlı olsun, ister strava listenizde, her iki kaynaktan da seçim yapıp, 3 güvenilir kişi arasına ekleyebiliyorsunuz.



Arazide, ormanda koşu yaparken, şehir içinde, trafikte bisiklete binerken, neler olabileceğini tahmin edemezsiniz. İşte kötü bir durumla karşılaşırsanız, Beacon yardımınıza koşup, önceden belirlediğiniz 3 kişiye konumunuzu bir mesaj ile gönderiyor. Onlar da bir an önce durumunuzdan haberdar olup size yardımcı oluyorlar.

Bu özellik aynı zamanda, kendisini önemseyen 3 kişi tarafından takip edildiğini (ya da arkasının kollandığını) bildiği için sporcunun kendisinin de egzersizi esnasında zihinsel olarak daha iyi hissetmesini sağlıyor.

Strava hesabınız henüz yoksa, hemen şu linkten bir ücretsiz hesap oluşturun, sonra da hesabınızı premium'a yükseltin. Ardından beacon özelliğini keşfedip faydalanmaya başlayın.
Herkese güvenli antrenmanlar.

Diğer faydalı makalelerime ulaşmak için tıklayın.

Online kişisel antrenör & 2:45 Maratoncu, Half Ironman
Fatih Buzgan

6 Haziran 2016 Pazartesi

Ramazan Ayında Koşu



Her yıl giderek artan koşu yarışına paralel olarak koşucu sayısında da artış görülüyor ve ister inancı gereği, ister zayıflama sebebiyle koşucuların da bir kısmı ramazan ayını oruç tutarak geçiriyor. Tabi en yüksek nabızlı spor branşı olan koşu söz konusu olunca ilk akla gelen, vücudu saatler boyunca aç ve susuz bırakmanın imkansız veya zararlı olduğunu düşünmek ve ramazan ayında koşulara nasıl devam edilmesi gerek gibi bir soru ortaya çıkıyor.

İster az, ister çok yiyen biri olun, ister metabolizmanız yavaş, isterse hızlı olsun, düzenli bir şekilde koşan biriyseniz, sedanter (spor yapmayan) bireylere göre metabolizmanız daha hızlıdır ve yaptığınız koşularla, vücudunuzu spor yapmayanlara göre daha fazla eforla baş başa bırakıyorsunuz demektir. Glikojen depolarınızın dolu olması, sizin için çok daha önemlidir. Özellikle de uzun mesafe koşucuları, vücutları daha fazla glikojeni depolayabilmelerine rağmen, 16-17 saat gibi uzun süreli açlık ve susuzluk durumunu yaşadıklarında bitkin düşerler, kolay koşularında bile bayılacak gibi olurlar.

Sağlıklı yaşam için zaten öğün atlanmaması gerekirken, bir de üzerine saatlerce süren açlık ve susuzluk sonrasında koşu gibi zorlu bir sporu yapmaya çalışmanız birçok hayati riski beraberinde getirir. Vücuttaki birçok sistemin (dolaşım, sindirim, boşaltım gibi) doğru çalışabilmesi için yeterli besin öğesi ve sıvının düzenli olarak metabolize olması gerekir. Koşu ile tüm bu sistemlerin işleyiş hızını kat be kat artırdığımız için, besin ve sıvı alımının zamanında ve yeterli yapılmış olması çok daha fazla önem kazanır.

PEKİ ORUÇ TUTTUĞUMUZ RAMAZAN AYINDA KOŞULARA NASIL DEVAM EDECEĞİZ?

* Bir antrenorle veya saglik uzmaniyla calismadiginiz surece, kesinlikle oruç tuttuğunuz saatler içerisinde kolay eforda bile olsa koşmamalısınız.
* Koşularınızı oruç tutmadığınız saatlere kaydırmalısınız. 
* İftarın hemen üzerine dopdolu mideyle koşmamalısınız.
* Yeterli sıvı aldığınızdan emin olmadan koşuya başlamamalısınız.
* Hava sıcaklığının en düşük olduğu saatlerde koşmalısınız.
* Koşunuz ile iftar yaptığınız saat arasındaki zaman yakın ise, koşunuz için yanınıza sıvı alabilirsiniz.
* Ramazan ayı, o yıl yaz mevsimine denk gelmişse ve sıcak iklime sahip bir şehirde yaşıyorsanız, oruç tuttuğunuz saatlerde doğrudan güneş ışığına maruz kalmamaya çalışın.


KOŞUCULAR İFTARDA NE TÜKETMELİLER?




* Smoothie, protein shake gibi yabancı kaynaklı içecekler
* Acısı, sarmısağı, yağı, sosu olmayan sıcak veya soğuk tüketilen çorbalar
* Yağsız veya yağı çok düşük sulu yemekler
* Şekersiz hoşaf veya kompostolar
* Zengin salatalar
* Çiğ, buharda pişirilmiş veya fırınlanmış sebzeler
* Sulu mevsim meyveleri
* Maden suyu
* Alkali besinler





KOŞUCULAR İFTARDA NE TÜKETMEMELİLER?




* Rafine sofra tuzu
* Kahve
* Tursu (tuzundan arindirilmadigi surece)
* Yağ ile hazırlanmış soslar
* Kızartmalar
* Süt ve süt ürünleri

KOŞUMUZU İFTARDAN NE KADAR SONRA YAPMALIYIZ?

Yukarıda yazdığım gibi hafif bir iftar öğünü tükettiyseniz ve miktar olarak da kontrollü beslendiyseniz, 40 yaşın altındaysanız ve metabolizmanız bir miktar hızlıysa, iftardan 2 saat sonra koşabilirsiniz.

40 yaşın üzerindeyseniz, metabolizmanız yavaşsa, iftar yemeğinizi çok hızlı yediyseniz, öğününüzün çoğunluğu katı besinden oluşuyorsa, zorlayıcı bir koşu yapacaksanız, iftardan 3 saat sonra koşmaya başlamalısınız.

SAHURDA KOŞULUR MU?

Sahur öncesinde olacaksa evet. Tabi saatinizi iyi ayarlayın, sonra sahur vaktini kaçırmayın :)

KOŞUCULAR SAHURDA NELER TÜKETMELİ?

* Kara bulgur pilavı, baklagiller, yulaf ezmesi gibi midede uzun süre kalan, yuksek lifli, nispeten düşük glisemik indeksli bileşik karbonhidratlar tüketilmelidir. Böylece daha uzun süre tokluk hissi elde edilecek ve gün içerisinde kan şekerinin düşmesi daha ileri saatlere ertelenecektir.



* İftarda olduğu gibi sahurda da yine yeterli sıvı alındığından emin olmalı, sahur öğününün de büyük bir kısmında sıvı yer almalıdır. Laktoz intoleransı olan koşucular, bu 2 öğünde de süt ve süt ürünü tüketiminden kaçınmalıdır.

Hepinize sağlıklı bir ramazan ayı diliyorum.

Diğer faydalı makalelerime ulaşmak için TIKLAYIN

19 Mart 2016 Cumartesi

Fatih Buzgan Kimdir?



Her ne kadar kişisel web sitem http://www.fatihbuzgan.com 'da kimdir bölümünde yazmış olsam da, daha detaylı bir otobiyografinin faydalı olacağını düşündüm.

Bilinçli ebeveynleri sayesinde, daha anne rahmindeyken özenli bir beslenmeye tabi tutuldu.

5.5 yaşında özel yetenek sınavıyla okula başlayarak ilköğrenimine başladı ve masa tenisi oynadı.

6 yaşında İngilizce öğrenmeye başladı.

7-8 yaşları arası dönemde 6 ay Taekwondo sporu yaptı.

8 yaşında adab-ı muaşeret kitabını okudu, daha iyi algılayabilmek için aynı kitabı 12 yaşında tekrar okudu.

3 farklı aksanda 1 tam yıl İngilizce eğitimi aldı. (Amerikan, İngiliz, Türk)

13 yaşında yüzme eğitimi aldı, antrenmanlarında günde 2km yüzüyordu, 1 yarışa katıldı.

16 yaşında İzmir büyükşehir belediye spor kulübünde, maratonda balkan şampiyonu ve sayısız dereceleri olan Orhan Büker'in antrenörlüğünde atletizme başladı, 100 metreden yarı maratona kadar her mesafedeki yarışa katıldı, çeşitli dereceler kazandı.

İlk yarı maratonunu 20 yaşında, 70 yaşındaki antrenörünün temposu eşliğinde koştu. (1:44, İzmir)
17 yaşında İstanbul Üniversitesi'nde filoloji eğitimi almak üzere İstanbul'a taşındı ve İzmir'deki kulübünü ve antrenörünü bıraktığı için koşuya ara vermek zorunda kaldı.

2003 yılında dönemin yarışçılarıyla beraber dağ bisikleti sporuna başladı, başladıktan birkaç ay sonra bisikletle 500 km'lik (Kadıköy-Torbalı) ilk İstanbul-İzmir sürüşünü gerçekleştirdi. Dinlenme/uyku bölümleri dahil toplam 1.5-2 gün arası süren bu sürüşlerden 7 defa yaptı.

22 yaşında ilk yöneticiliğini 25 bilgisayarlı bir internet cafe'nin işletmeciliğinde yaptı.

Farmakoloji ve farmakovijilans eğitimi aldı. (Atatürk'ün doktorunun kurduğu yerli bir ilaç firmasında tıbbi mümessillik yaptı)

Bodrum'un en büyük otelinde bisikletli turist rehberliği görevinde bulundu, ayrıca kısa bir süre otel fotoğrafçılığı yaptı.

Vatani görevini yaparken, orduya olan hizmetlerinden dolayı üstün başarı belgesi aldı.

2006 yılında güzel sanatlar fakültesi öğrencisi arkadaşı ve akrobasi bisikletçiliği ekibiyle beraber DVD formatında Türkiye'nin ilk bisiklet filmini çekti, bu filmi 100 bisikletsevere ulaştırdı.

2007 yılından beri Türk Sanat Müziği alanında korist ve solist olarak sahne almaktadır.

İlk fakülte eğitimini tamamlayıp İzmir'e döndükten sonra 2008 yılında kişisel antrenörlüğe başladı ve sıfırdan 1 yılda ülkenin en güçlü kadın dağ bisikleti sporcusunu yetiştirdi.

Kendisi de antrenör olan sporcusunu yetiştirirken, 25 kilo yağ fazlası olan sporcusunun kilosunu vermesine destek olmak amacıyla, sporcusuyla beraber tekrar koşu sporuna başladı, yarışlara katıldı ve bisiklet branşında da, koşu branşında da sporcusuyla beraber sayısız defa kürsüye çıktı.

Yine İzmir Büyük şehir Belediye Spor takımına katılmış, fakat takım üyesi olmakta bir fayda görmediğinden kendi isteğiyle ayrıldı. 2011 yılından sonra koşuda maraton branşında uzmanlaşmaya karar vermiş ve bu yönde çalışmalara başladı.

İngilizce ve Arapça'ya ek olarak başlangıç seviyesi Yunanca ve Rusça eğitimi aldı.

İkinci lisans eğitimini Dış Ticaret alanında yaptı ve dünyaca ünlü bir İsviçre firmasında bu konuda çalıştı.

Kısa bir dönem özel Arapça öğretmenliği yaptı.

Anaokulundan üniversiteye kadar her eğitim kurumunda öğretmenlik ve öğretim görevlisi pozisyonlarında çalıştı.

Profesör bir aileye yaşam koçluğu hizmeti verdi.

2013 yılında bir başka sporcusunu Half Ironman yarışına hazırlarken ona daha fazla faydalı olabilmek ve kendisini de denemek adına Türkiye'deki katılabildiği triatlon ve duatlon yarışlarına iştirak ederek her katıldığı yarışta derece aldı.

Türkiye Triatlon Federasyonu'nun verdiği Triatlon Antrenörlüğü kursunu başarıyla tamamladı.

Değişim programıyla birbirinden farklı ülkelerden Türkiye'ye gelen 35 yabancı sporcuya, "Sporcu Beslenmesi" konulu İngilizce seminer verdi.

Bir hastanede doktorlara "Sporun Bilinmeyen Sınırları" konulu bir seminer verdi.

Sporcularının çoğu doktor ve profesörlerden oluşmaktadır.

2013, 2014 ve 2015 yıllarında yurt dışında katıldığı her (Yarı maraton, Maraton ve Half Ironman Triatlon) yarışta başarılar elde etti.

Üçüncü lisans eğitimi için Uluslararası İlişkiler bölümünü seçmiştir.

Ultramaraton alanında arkadaşıyla yaptığı 50k koşusuna ek olarak, 2014 yılında Kars Ultramaratonu'na da katılarak derece aldı, bir başka sporcusunu İznik Ultra'da (80k) kürsüye çıkarttı.

Online kişisel antrenörlük konusunda dünyanın birçok yerinden (San Francisco Amerika, Colorado Amerika, Arkansas Amerika, Finlandiya, Almanya, Türkiye) sporcular yetiştirdi ve hala bu konuda çeşitli hizmetler vermektedir.

2014 yılından bu yana bir spor giyim firmasında yöneticilik yapmaktadır.

Talep üzerine kurumlar ve gruplara spor-bilim, beslenme, sağlıklı yaşam konularında seminerler verip, koşu kampları düzenleyebilir.

Kalitenin nicelikten daha önemli olduğunu benimseyen ve hayatın her alanında kalite olgusunun var olması için elinden geleni yapan Fatih Buzgan, bu konularda her gün kendini geliştirmeye adamıştır.



27 Ocak 2016 Çarşamba

Islak Ayak Testi


Koşu sporuyla bir süredir ilgilenen ve koşu ayakkabısı satın alırken internetteki verileri de inceleyen birçok kişinin karşılaştığı bir bilgiyi sizlere açıklayacağım. Islak Ayak Testi, ayak türümüzü belirlemek için yapılan bir işlemdir. Ayak türümüzü öğrendiğimizde, bu türe uygun üretilmiş koşu ayakkabısı alıp kullanarak hem ayak, bacak sağlığımızı korumuş, hem de koşu performansımızı da artırmış oluruz.

Aslında bu testle öğreneceğimiz, ayak çukurumuzun (arch) şeklini belirlemektir. Önce ayak türlerini öğrenelim.

Birbirinden ayrı 3 farklı ayak türü vardır; Beygir ayak, Ördek ayak, Kırkayak.
Yok şaka yaptım :)

1) Normal (Çukur) Taban (Normal/Medium Arch)
2) Çok Çukur Taban (High Arch)
3) Düz Taban (Flat Arch)

Peki, ayak çukurumuzun hangi gruba girdiğini nasıl belirleyeceğiz? Islak Ayak Testiyle. Bunu nasıl yapacağınızı anlatayım;



1) Tercihen düz bir tepsiye (yoksa bir leğene) sadece tabanını ince bir katman oluşturacak kadar su doldurun.
2) Ayak tabanınızın tamamını suya değdirin ve çıkarın.



3) Tercihen sarı saman kağıdına, yoksa boş bir beyaz kağıda ıslak tabanınızı basın ve kaydırmadan kaldırın.

Hepsi bu.
Kağıtta çıkan ayak izinize bakıp, ayak türünüzü belirleyebilirsiniz. Tabi doğru koşu ayakkabısını belirlemede tek etken, ayak türünün belirlenmiş olması değildir. Örneğin koşucunun kilosu, koşu tecrübesi, yağ oranı, biyomekaniği, koşacağı zemin ve mesafe bilgilerinin hepsi de hesaba katılmalıdır.


1) Normal/Çukur Taban : Eğer kağıttaki ayak izinizde, ayağınızın ortasındaki çukurun yarısını görüyorsanız, en yaygın ayak türüne sahipsiniz ve ayak çukurunuz, doğal bir şekilde vücut ağırlığınızı destekliyor ve yük altında normal bir şekilde içe basıyor demektir. Bazı içe basma durumları istenen bir şeydir ve doğal bir darbe emici olarak işlev görür. Bu ayak türüne sahip çoğu koşucu, istediği her tür ayakkabıyı giyebilir.

2) Çok Çukur/Yüksek Kavisli-Kemerli Taban : Eğer ayak iziniz, orta noktasında çok az bir temas gösteriyor veya hiç göstermiyorsa, yüksek bir ayak kemerine sahipsiniz. Koştuğunuzda ayağınız fazlaca içe dönmüyor olabilir fakat yeterince darbeyi emmiyordur. Bu ayak türüne sahip koşucular, mutlaka yastıklama (cushioning) veya dengeleme (stability) özelliği olan aykakabılar kullanmalıdırlar.  

3) Düz Taban : Eğer ayak tabanınızın izinin tamamı kağıtta çıkıyorsa, kuvvetle muhtemel koşarken ayağınız içe basıyordur. Bu bir darbe emici gibi hareket eder fakat ayağınızda fazladan yuvarlanma, ayaklarınız ve dizlerinize baskı yapabilir ve sakatlık riskini artırabilir. Çoğunlukla, çift yoğunluklu orta tabana sahip, destekleyici, daha geniş, ayak kavisinin olması gereken yerde iç yükseltiler olan yani daha fazla dengelemesi (stability) olan ayakkabılar önerilir.


Diğer faydalı makalelerim için tıklayın: http://fatihbuzgan.blogspot.com

18 Ocak 2016 Pazartesi

En Sağlıklı 6 Peynir Türü




Peynir, çocukluğumuzdan bu yana bize türü ne olursa olsun, faydalı diye önerilen ve yedirilen bir süt ürünüdür. Fakat birçok besinde olduğu gibi, peynirde de türüne göre vücudumuza ve sağlığımıza faydalı veya zararlı olabilecek birçok tür bulunuyor.

Mesela kaşar peyniri ambalajlarında, 11kg sütten imal edilmiştir gibi tüketici gözünde değer artırıcı ifadeler kullanılıyor. Peki, bu maliyet artırıcı nitelikler, sağlığımızı da aynı yönde artırıyor mu?

Vegan gibi katı bir beslenme rejimine sahip değilseniz, peyniri hayatınız boyunca tüketiyorsunuz demektir. Birçok salataya, yemeğe, çorbaya, sandviçe, kahvaltıya eklenen bu besinin hangi türlerinin  tercih edilmesi gerektiğini paylaşayım. Böylece sağlıklı yaşam adına, daha bilinçli bir peynir sever tüketici olarak doğru seçimler yapabilirsiniz.

1) Lor peyniri : Protein tozlarının hammaddesi de olan lor peyniri en düşük doymuş yağ oranına sahip peynir türüdür. Tuzlu ve tatlı lor olarak 2 çeşidi bulunan bu peynirin, düşük tuz/sodyum içeren tatlı olanını tercih ederseniz en iyi seçimi yapmış olursunuz. Smoothie'ler hazırlarken de harika bir yoğunlaştırıcı ve besin değerini artırıcı bir işlevi var.

2) Kuark peynir : Kuark da lor gibi düşük yağ oranına sahip olup, ona göre daha düşük tuz içerir ve büyük süpermarketlerde bulunabilir.

3) Ricotta : Düşük yağ içerdiği için Ricotta, en sağlıklı peynir türleri arasındadır.

4) Parmegiano Reggiano : Bu peynir, Parmesan peynirinin en kaliteli formudur, çünkü resmi Consorzio kalite çizgisini tutturabilmesi için katı testlerden geçirilir. Üretiminde kullanılan işlemler dolayısıyla, diğer birçok peynir türünden daha az yağ içerir. Adeta beton gibidir!

5) Süzme peynir / Feta peyniri : Keçi veya koyun sütünden yapılan bu yoğun tada sahip peynir de diğer peynir türlerine göre daha sağlıklıdır. Süzme peyniri süpermarketlerde, Feta peynirini Yunanistan ve adalarında bulabilir, gidemiyorsanız Çanakkale'ye uğrayıp gerçek Ezine peyniri alabilirsiniz.

6) Hellim peyniri : Keçi veya koyun sütünden yapılan diğer bir peynir türü olan Hellim ise Kıbrıs kökenli sağlıklı bir peynirdir. Düşük yağ oranı sayesinde erimeden kızartması yapılabilen tek peynir türüdür. Yalnız, modern üreticilerin ürettiği inek sütünden yapılan sağlıksız Hellim peynirini alıp yanlış yapmamak için ürünün etiketini dikkatle okuyun.

Diğer faydalı makalelerim için tıklayın: http://fatihbuzgan.blogspot.com

En Tecrübeli Atletimiz Safder Kartoğlu 89 Yaşında!



Safder Kartoğlu : Türkiye'de kendi yaş grubunda halen koşmaya ve yarışmaya devam eden en tecrübeli atleti (86 yaşındaki Osman Yavuz'la beraber), bugün 89 yaşına bastı. Doğum günü kutlu olsun ve dilerim bizlere ilham vermeye devam etsin! 

Bu değerli isim, #koşu #spor'unun yaşı olmadığının, ülkemiz koşullarına "rağmen" #atletizm'i tutkuyla seviyorsanız, her zaman bu özel sporu sürdürebileceğinizin en somut ve canlı kanıtıdır. Çevrenizde sizi spordan alıkoyan şanssız insanları geride bırakın ve emekliliğinizi hastane kuyruklarında ilaç baronlarından hap dilenen, son yıllarının her saniyesini ağrı ve acı içinde geçiren insanlardan biri olmak yerine, Safder abi gibi kendinize, vücudunuza ve ruhunuza yatırım yaparak, 89 yaşında bile 30 yaşındaki hem cinsinizden daha fit, sağlıklı ve mutlu olun.




Ayrıca Safder abi gibi ilham kaynakları sadece kendi yaşamlarını renkli ve dolu dolu hale getirmekle kalmaz, aynı zamanda çevrelerine ve gelecek nesillere de bir "eser" bırakarak, dünyaya gelişinin bir sebebi olduğunu gösterip, üretkenliğini toplum, ülke ve dünyanın refahı için kullanırlar. Bu yüzden onun gibi isimler, çoğunluğun aşırı prim vererek kolay yoldan hayat standartlarını "ultra-lüks" seviyesine çıkaran ismi lazım değil spor branşı üyelerinin aksine, bugünlere en zor yoldan ulaşmış, toplumu tarafından tanınmamış, çevresindeki birkaç atlet harici değer ve saygınlık görmemiş, gerçek emek sahibi azınlıklardan biridir.


Kendinden daha genç ve tecrübesiz insanların "bu yaşta koşmak senin neyine, otur huzur evindeki yerine ve ölümü bekle" sözlerine kulak asmayıp, katıldığı sayısız yarışlara ve keyif dolu anılara her yıl yenilerini eklerken, Safder abi, karşılaştığı her genç sporcuya da tecrübelerini keyifle anlatıyor. Bildiklerini, yaşadıklarını paylaşırken sözlerinden hayatını ne kadar tutku ile yaşadığını kolaylıkla hissediyorsunuz.

Ayrıca şiir de yazıp okuyan bir şair olan çok yönlü atletimiz, sporcuların da romantik bir kalbi ve ruhu olabileceğini her fırsatta bizlere gösteriyor. Şimdi Safder abiyle tanışın, arkadaş olun, yarışlarda gidip takdir edin, değerini bilin ve çevrenizde sizi koşarak kendinizi geliştirmenizden alıkoyan herkese hayal ettiğiniz gelecekteki haliniz olan Safder abiyi örnek gösterin, onlar hastanelere ve kahvehanelere abone olsunlar, sizler koşu yarışı web sitelerine ve ödül kürsülerine...

Diğer faydalı makalelerim için tıklayın: http://fatihbuzgan.blogspot.com

16 Ocak 2016 Cumartesi

FİTELLA



Hem sporcularda, hem sağlıklı yaşam meraklılarında, hem de kilo verme hedefi olanlarda ortak görülen yaygın bir eksiklik, beslenme konusunda yapılan yanlışlardır. Özellikle de konu tatlı olunca, tüm hedefler kolaylıkla şaşar, fazla ve "boş" kaloriler, vücudumuzda zaten beğenmediğimiz bölgelerde depolanmak üzere yol alır.

Hem yemedikçe aklımız o tatlılarda kalır, hem de yedikçe her kaşıkladıktan sonra tartılınca pişmanlık duyarız. İşte bu konuda gördüğüm bir eksikliği gidermek amacıyla sizler için Fitella'yı geliştirdim.

Tatlı yerken bize zarar veren türde kalori almamalıyız. Bizi tok tutmalı, glisemik indeksi makul düzeyde olmalı, bunun için de içerisinde sukroz (sofra şekeri) olmamalıdır. Klasik sürülebilir fındık/fıstık/ceviz ezmelerinde çok yüksek oranda yağ vardır. Ayrıca üreticiler bunların içine süt tozu da koyarak, hem sağlıksız olan doymuş yağ eklemiş olurlar, hem de laktoz intoleransı olan (süt şekerine hassasiyeti olan) tüketiciler için gastrointestinal yan etkiyi de garantilemiş olurlar. Halk diliyle, bu tür ürünleri tüketen ve süt şekerine hassasiyeti olan sporcular, kolaylıkla ishal olup, antrenman öncesinde tüketmişse, antrenmanını veya yarışını berbat edecek kadar mide-bağırsak sorunları yaşarlar, eğer antrenman/yarış sonrasında tüketmişlerse, aşırı gaz yaptığı için uyku ve dinlenmelerini sekteye uğratmış, dolayısıyla toparlanmalarını geciktirmiş olurlar.

Peki neden vücudunuza bu kadar zarar veren, her kaşıkta kilo alma garantisi veren ürünlerden vazgeçemiyorsunuz? Çünkü hem sağlıklı alternatifi yok, hem de basit şeker, kokain gibi bağımlılık yapan bir maddedir. Evet, yanlış okumadınız, eğer bu tür ürünlerin kavanozu bittiğinde yenisini almak istiyorsanız, siz bir madde bağımlısısınız!

Tüm bunları yok edip, sağlıklı bir şekilde tatlı ihtiyacınızı giderebileceğiniz FİTELLA,
* Yedikten sonra pişmanlık duymayacağınız
* Çiğ malzemelerden üretilmiş, pişirilmemiş, böylelikle besin değerleri kaybolmamış
* Hem hafif, hem yoğun bir tadı olan
* İster kaşık kaşık tüketebileceğiniz, isterseniz kekinize pasta kreması olarak kullanabileceğiniz
* Sofra şekeri içermeyen
* Hayvansal ürün içermeyen (Fitella Recovery hariç)
* Yedikten sonra anında buzdolabına koyup sakladığınız müddetçe 1 haftaya kadar dayanabilen
* Yağ yaktırıcı
* Vücudumuzdaki serbest radikallerle başa çıkabilmek için ihtiyacımız olan antioksidanları içeren
* Gurme lezzetinde
* Kalorisi, piyasadaki kuruyemiş temelli kakaolu ezmelere göre çok daha düşük olan
* Sadece seçme ürünlerden oluşan doğal içeriğe sahip, katkı maddesi içermeyen
* Kas dokunuzu korumaya destek olan
* Demir içeriğiyle üşüme hissini azaltan ve performansı artıran
* Toparlanmayı hızlandırıcı etkiye sahiptir. (Fitella Recovery'de bu özellik 2 kat daha fazladır)

İÇERİSİNDE NELER VAR?
* Hurma (15-50TL/KG)
* Kuru kızılcık (Piyasada yaban mersini olarak satılır) (20-25TL/KG)
* Avokado
* Gurme kakao (%20 kakao yağı içerir) (60TL/KG)
* Gerçek bal (50TL/KG)
* Gizli toparlanmayı hızlandırıcı (Sadece Fitella Recovery'de) (~280TL/KG)

BESİN DEĞERLERİNİ ÖĞRENEBİLİR MİYİZ?
* Miktarlar ve oranlar değişeceği için net rakam vermek mümkün değildir. Ancak,
* Yüksek oranda kaliteli karbonhidrat (hurma ve kızılcık)
* Yüksek oranda antioksidan (gurme kakao ve avokado)
* Dengeli oranda bitkisel protein (gurme kakao)
* Makul oranda kaliteli yağ (gurme kakao ve avokado)
* Demir, sodyum, magnezyum, fosfor, manganez mineralleri içerir.

FİTELLA'YI NASIL TÜKETİRİM? (Sağlıklı tüketim sıralamasına göre)
* Tek başına kaşıklayarak
* Yulaf lapası üzerine tatlandırıcı olarak
* Mısır ve pirinç patlağı üzerine sürerek
* Yulaflı/Çavdarlı/Tam Buğdaylı ekmek üzerine sürerek
* Simit/gevrek üzerinde
* Kek arasına veya üzerine pasta kreması yerine
* Milföy hamuruyla yapılan kruvasan içine dolgu malzemesi olarak

FİTELLA'NIN FİYATI NEDİR? (Tanıtım fiyatlarıdır, ileride değişebilir)
* FİTELLA 30TL (400gr)
* FİTELLA RECOVERY 45TL (400gr)

Piyasadaki favori ürünün içindekiler listesi ve uçuk besin öğeleri tablosu

Üstte paylaştığım görsel, neden FİTELLA'yı geliştirdiğimin sayısal ve sözel cevabıdır. Bir sağlıklı yaşam uzmanı olarak size önerim, bir gıdanın içindekiler listesinde ilk sırada ŞEKER yazıyorsa, o ürünü ASLA ALMAYIN, çünkü bunu alırsanız, düşmanınızın bile veremeyeceği zararı kendi kendinize vermiş olursunuz. İkinci önerim, bir gıdanın Besin Öğeleri tablosunda, karbonhidrat satırının altında ayrıca Şeker satırı varsa, bu gıdanın içine kuvvetle muhtemel TOZ ŞEKER katılmıştır, o ürünü almayın. Siz baklavanın üzerine toz şeker ekler misiniz? Eklemezsiniz. Karbonhidrat, zaten şeker demektir. Ayrıca şeker satırı varsa ve hele hele şeker satırında 56.7 GRAM gibi AŞIRI YÜKSEK MİKTARDA toz şeker kullanılmışsa, siz o üründen her kaşık aldığınızda, anında cildinizin kalitesi düşecek, kan şekeriniz tavan yapacak, karaciğeriniz çok yorulacak, şeker hastası ve kardiyovasküler (kalp-damar) sistem hastalıklarından en az birine sahip olmayı, ölçülerinizin bozulmasını, yağ olarak kilo almayı, erken yaşlanmayı, hücresel düzeyde deformasyonu garantileyeceksiniz. 


FİTELLA'NIN FİYATI MARKETLERDEKİ ÜRÜNLERE GÖRE NEDEN FARKLI?
* Çünkü beyaz şekerin kilosu 4.5TL, hurmanın kilosu türüne göre değişmekle beraber 15-50TL'dir.
* Büyük markalar, tonla hammadde alıp, en ucuz şekilde bunu fabrikalarda işleyip, 1 yıl açıkta bekletseniz bile bozulmayacak ürünler üretip marka ve ürününe göre %100 ile %10000 kar ederler. Fitella ise sadece doğal, özenle seçilerek düşük miktarlarda talebe göre alınan hammaddelerden üretilir.
* Kalite asla ucuz olmamıştır.

NASIL SİPARİŞ VEREBİLİRİM?
* http://www.fatihbuzgan.com web sitemin iletişim bölümünden bana e-posta göndererek hangi üründen ne kadar miktarda istediğinizi ve ad-soyad-açık adres-posta kodu-cep telefonu bilginizi iletin.
* Size hesap numarası içeren bir eposta ile dönüş yapılır.
* Ödemenizi yaptıktan sonraki gün üretimi yapılır, dondurulup en kısa zamanda verdiğiniz adrese alıcı ödemeli kargo ile gönderilir.

ÜRÜN BANA ULAŞANA KADAR BOZULUR MU?
* Ürün, siparişiniz üzerine o gün veya ertesi gün taze olarak üretilip, buzlukta dondurularak kargoya verileceğinden, size ulaşana kadar dayanma konusunda sorun olmayacaktır.
* Sizin yapacağınız, sadece ürünü teslim aldığınız anda buzdolabına koyup, ihtiyacınız oldukça tüketip, tekrar buzdolabında saklamanız olacaktır.

Takımların, grupların ve spor kulüplerinin talebi üzerine kişiselleştirilmiş (bitter çikolatalı, kuruyemişli, hindistan cevizli vb), hedefe göre (Antrenman öncesi, esnası, sonrası için, yarışlar için, spor kampları için vb) doğal ve sağlıklı ürünler hazırlanabilir.

Diğer faydalı makalelerim için tıklayın: http://fatihbuzgan.blogspot.com